0-3 Yaş Bebekler İçin Gelişim

0-3 AYLIK BEBEKLER İÇİN: GELİŞİM

Tebrikler! Doğanın en büyük mucizesini yaşadınız. Hayatınızın en zor geçen dokuz ayı boyunca sabır gösterdikten sonra, dünyaya getirdiğiniz bu çok değerli ve kendine özgü bireyi hayret ve mutlulukla kucaklayabilirsiniz artık. Tüm anneler gibi siz de, ara sıra bebeğinize dünyaya geldiğine inanamayarak, sevmek ve yetiştirmek için kollarınızda olduğunu hala tam kavrayamayarak bakacaksınız. Bu sırada duygularınızla baş edemeye bilirsiniz. Siz yine de yeni sorumluluğunuzdan dolayı kendinizi kutlayın; çünkü hayatınızın en inanılmaz yolculuğuna çıkmak üzeresiniz. Bu yolculukta bebeğinizi tanıyacak, anne olmayı öğreneceksiniz.

BEBEĞİNİZ YOLA ÇIKTI

Doğum anında bebeğinizin duyuları, dış dünyadan gelen uyarıların bombardımanı altında kaldı ve gelişmekte olan beyninde pek çok yeni bağ kuruldu. Bebeğinizin dokunma ve tatma duyuları henüz rahimdeyken uyanmıştı ve işitme duyusu hayli gelişmişti. Doğduğu anda odayı dolduran birçok garip ve yeni ses kulağına çalındı. Rahimdeyken duymuş olduğu sesler bile etten duvarlar ve rahim sıvısı artık olmadığı için çok farklı geliyordu. Tüm bu uyarıların önemine rağmen, bebeğinizin hayatının ilk birkaç dakikasında onu en çok zorlayan değişim, rahimdeki karanlığın ardından içine düştüğü aydınlık ortamdı. Bebeğinizin yaptığı ilk hareketlerden birçoğu istem dışıdır. Bazıları midesindeki gazlara veya sıcaklık değişimlerine vücudun verdiği tepkilerden kaynaklanır. Anne ve babaların en sevdiği hareketse genellikle gülümsemeyle karıştırılan istem dışı yüz buruşturma hareketidir. Bebeğinizin yaptığını göreceğiniz diğer hareketler, doğum sırasında edindiği şaşırma kavrama ve yürüme reflekslerinden kaynaklanır. Bazı refleksler evrim kalıntılarıdır ve bebek için anlam taşımaz. Ancak emzirme sırasında görülen yönelme refleksi gibi bazı hareketlerse, bebeğinizin hayatta kalması için büyük önem taşır. Bebeğinizin çok kullanışlı üç tane beslenme refleksi vardır. Birincisi yönelme refleksidir: Bebek, yanağına bir ten temasını hisseder hissetmez başını çevirir, ağzını açar ve memeyi aramaya başlar. İkincisi, bebeğin sütü almasını sağlayan emme refleksidir. Sıvı memeden veya biberondan bebeğin ağzına dolduğu zaman üçüncü refleks olan yutma refleksi devreye girer ve bebeğin ilk beslenmesi tamamlanmış olur.

GÖRME DUYUSU GELİŞİYOR

Görme, bebeğinizin en geç olgunlaşacak duyusudur; çünkü rahim karanlık ortamında neredeyse hiç uyarı almamıştır. Dolayısıyla beynin görmeden sorumlu bölümü olan görsel korteksi, doğumda, mesela işitsel kortekse göre daha az gelişmiştir. Yeni doğanların görüşleri gayet kısıtlıdır ve bebekler sadece 25-30 santimetre uzaklığa odaklanabilir. Gelişimin bu aşamasındaki görme yeteneği, yetişkinlikteki görme yeteneğinin yüzde dördü civarındadır. Bebeğinizin görmesi en kolay olan şeyler, yakınına yerleştireceğiniz, keskin karşıtlıkları olan basit desenli nesnelerdir. İşte bu yüzden, siyah-beyaz basit geometrik desenler bebeğinize çok çekici gelir. Yeni doğmuş bebekler tüm renkleri göremezler. Söz gelişi bebeğiniz kırmızı ile sarının farkını görebilse de henüz yeşille maviyi ayırt edemeyecektir. Ancak bebeğinizin bakmaktan en çok hoşlanacağı şey, insan yüzüdür. Bebeğiniz üçüncü ayına doğru yüzün iç kısmındaki ayrıntıları, gözlerin burnun ve ağzın şeklini algılamaya başlayarak bunları insanları ayırt etmekte kullanabilir. Bebeğinizin görme duyusu altı ay içinde normalin yüzde onuna kadar gelişir. Bu da bebeğinin, hareketli nesneleri izleyebilmesini ve doğumdakine oranla iki kat uzaklıktaki nesnelere odaklanabilmesini sağlar. Altı ay daha geçtikten sonra bebeğin görüşü yetişkinlerin keskinliğine çok yaklaşacaktır, ama bu duyusu tam olgunlaşması için yaklaşık dört yıl daha gereklidir. İkinci ve üçüncü aylar arasında bebeğinizin eşgüdüm becerisi önemli ölçüde gelişmiş olur. Görsel uyarılar doğrultunda kontrollü uzuv hareketleri ortaya çıkar. Dolayısıyla ilginç bir şey gördüğünde bacaklarını veya kollarını buna doğru uzatır. Dört aydan sonra, bebeğinizin elini bilerek açıp kapama becerisi çok gelişecektir. Artık elini bir nesneye doğru, onu kavramak için bilinçli olarak uzatabilir. Nasıl uzanacağına ve nasıl kavrayacağını harekete geçmeden önce planlayabilir. Dolayısıyla bir topa uzanırken iki elini yana açar, bir kaleme uzanırken de tek elini kerpeten gibi kullanır.

ÖNERİLER: Bebeğinizin görme duyusunu erkenden geliştirmek istiyorsanız, odasını belirgin hatlı desenler ve keskin karşıtlık içinde renklerle (siyah, beyaz kırmızı) süsleyin. Bu görünüm her ne kadar biz yetişkinlere çekici gelmese de yeni doğanın ilgisini çekmektedir. Yeni doğanların harekete özellikle duyarlı olduklarını unutmayın. Bebeğinize yeni bir oyuncak gösterirken bunu, görüş alanında öne arkaya hareket ettirin. Bebeğiniz önce ani ve sert hareketler yapar, ama sonra nesneyi duralamadan izlemeye başlar. Beşiğinin üstünde asılı hareketli oyuncağın resimlerini de ara sıra değiştirin. Yeni resmin, belleğinde oluşturduğu görüntüye uymadığını hemen fark edecektir. Bu küçük zorlamalar bebeğinizin görüşünün gelişimine yardımcı olur.

İŞİTME DUYUSU GELİŞİYOR

Bebeğin işitme duyusu görüşünün aksine doğumdan önce epey gelişmişti. Bebeğiniz doğumdan aylar önce rahmi dolduran birçok sesi algılayabilir ve ayırt edebilir. Bebeğiniz doğum anında neredeyse bir yetişkin kadar iyi duyabilmektedir dolayısıyla beynin işitmeden sorumlu bölgesi, yani işitsel korteksi çok gelişmiştir. Oysa araştırmaların ortaya koyduklarına göre yeni doğanların tercihi, insan sesi, özellikle de annesinin sesi gibi karmaşık işitsel bir uyarıdan yanadır. İnsan sesi, özellikle annesinin sesi bebeği mutlu etmektedir. İnsan sesleri çok farklı frekanslarda tonlarda ve ritimlerde olabilir. Yüksek veya alçak tiz veya tok hızlı veya yavaş olabilir. Her insanın sesi yüzü gibi kendine hastır.

ÖNERİLER: Bebeğinizin işitme duygusunu kesinleştirmek için onunla oynayabileceğiniz oyunlar vardır. Yeni bir çıngırak aldığınızda bunu bebeğin başının arkasında veya yanında sallayarak bu sese dönmesini sağlayın. Odanın farklı konumlarında ona seslendiğinizde nasıl tepkiler verdiğine bakın ve beşiğine yaklaşırken sesinizin şiddetini alçaltıp yükseltin. Bunların dışında, bebeğin anne rahminde edindiği işitsel uyarıları unutmamasından yararlanıp, huzursuzlaştığı bir sırada onu, hamileyken sık dinlediğiniz bir parçayla yatıştırabilirsiniz. Ayrıca bebeğinize şarkılar söyleyip öyküler okuyarak ve ona farklı müzikler dinleterek bebeğin ortamını pek çok ilginç sesle doldurabilirsiniz.

DOKUNMANIN ÖNEMİ

Dokunmak ve okşamak bebeğiniz için sadece sevindirici değil aynı zamanda sağlıklıdır da. Cildimiz, vücudumuz en büyük duyu organıdır. İnanamayacaksınız ama bir yeni doğanın cildinin her santimetre karesinde yaklaşık altı milyon hücre ve toplam dört metreye yakın sinir bulunur. Cildin en hafif dokunuşları ve sıcaklıktaki en küçük değişimleri bile algılayabilecek duyarlıkta bir organ olmasına şaşmamalı. Bebekler ellerini pek kullanamadığı için, anne ve babalar sıklıkla yavrularının dokunma duyusunun gelişimini ihmal eder görme ve işitme duyularını geliştirmeye odaklanır. Ancak dokunma duyusu da uyarılabilir. Bazı uzmanlar, bebeğin cildine hafifçe masaj yapmanın onun gelişimi ve sağlığı açısından önemli olduğuna inanır. Bebeklere yapılan masajın stres hormonlarını azatlığı, bağışıklık tepkilerini artırdığı, solunum, kan dolaşımı, sindirim ve metabolizmaya olumlu etkilerde bulunduğu görülmüştür. Yani masaj, bebeğinizin hastalığa ve strese karşı koyma becerisini geliştirdiği gibi, fiziksel durumunu da iyileştirebilir. Ancak bir annenin dokunuşunun en önemli unsuru, bebeğe güvenlik duygusu aşılamasıdır. Teninde elinizin dokunuşunu duyumsayan bir bebek, korunduğunu ve sevildiğini hissedecektir.

ÖNERİLER: Bebeğinizin dokunma duyusunu uyarmak için ona keşfedeceği birçok ilginç nesne verin. Her şeyi ağzına sokmasından dolayı çok kaygılanmayın. Nesne temiz ve yutamayacağı kadar büyük olduktan, keskin köşeler bulundurmadıktan sonra bebeğinizin bunu ağzıyla ve elleriyle keşfetmesinde bir sakınca yoktur. Bebeğin boyutlarına ve yapılarına göre değişiklik gösteren nesneleri farklı şekilde tutmayı nasıl öğrendiğine dikkat edin. Pütürlü yüzeyleri kazımayı tercih ederken, pürüzsüz ve yumuşak yüzeyleri okşamak ağır basacaktır. El hareketlerini ayarlayabilmesi için ona, yapıları ve boyutları farklı nesneler verin: Büyük nesneler için iki elini, küçük nesneler için tek elindeki baş ve işaret parmaklarıyla kerpeten hareketlerini kullanacaktır. İki elini birden kullanması için ona aynı anda iki nesne verin ve bunları nasıl birbiriyle temas ettireceğine bakın. Farklı nesneleri birbirine veya masaya çarptığı zaman neler olacağını keşfetmesi için ona bol bol fırsat tanıyın. Çıkan sesler ve havada uçuşan oyuncaklar sinirinizi bozabilir, ama unutmayın ki küçük araştırmacınızın amacı gürültü çıkarıp rahatsızlık vermek değil, giderek genişleyen dünyasını keşfetmektir.

GELİŞEN KOKLAMA VE TATMA DUYULARI

Nesneleri, oyuncakları veya parmaklarını ağzına sokmakta, bebeğin tat duyusunu geliştirmekte rol oynar. Bu hareketlerin, bebek sütten kesilmeden önce açlıkla bağdaştırılması doğru değildir. Şekerli tatları tercih etmesi, tuzlu veya ekşi bir tat aldığında yüzünü buruşturmasına neden olabilir. Ancak aldığı tat ne kadar kötü olursa olsun, bebek bunu denemek isteyecektir. Diğer duyusal deneyimler gibi yeni bir tat almak da, bebeğin beyninde yeni bağlantılar kurulmasını sağlar. Bu da bebeğinizin, sütten kesildikten sonra kendi damak zevkini oluşturmasına yardımcı olur. Doktorunuz, altıncı ay civarında bebeğinizi yeni besinlerle tanıştırmanızı önerecektir. Bu, bebeğiniz için keşiflerin altın çağıdır. Bu evrede yiyeceği katı gıdalar onun karnını şişirmek için değildir. İhtiyaç duyduğu tüm besinleri hala sütten almaktadır. Ancak farklı yiyeceklerin tadına bakmak, ufaklık için büyük bir keyif olacak ve bebeğinizin damak zevki gelişmeye başlayacaktır. Dolayısıyla, ilk doğum gününe kadar ona mümkün olduğunca farklı lezzetler tattırın. Sevmediğiniz yiyecekleri bebeğinize yedirmemek hatasına düşmeyin. Bebeğinize kendi damak zevkini geliştirme fırsatı tanımalısınız. Unutmayın ki, bebeğinizin tattığı her yeni lezzet, gelişmekte olan duyularına destek vermektedir. Bebeğinizin koklama duyusu, henüz doğum anında bile çok gelişmiştir ve net göremediği şeyleri ayırt etmesini sağlar. Keskin ve gelişkin koklama duyusunun, ilk zamanlar yetersiz kalan görme duyusunu telafi ettiği düşünülmektedir. Yani bebeğiniz de hayvan yavruları gibi, hayatının ilk günlerinde göremediği şeylerin yerini koklayarak belirler. Bebeğiniz, doğduğu andan itibaren annesiyle babasının kendilerine has kokularını tanımaya başlar. Ancak bebeklerin görme, işitme, dokunma ve tatma duyuları gelişirken, koklama duyusu körelmeye başlar. Bunun nedeni tam bilinmemektedir. Buradan da anlıyoruz ki bebeğin gelişmekte olan beyni, olgunlaşan duyularına yüklenen görevlere tepki olarak kendisini yeniden yapılandırmaktadır. Bu hayret verici süreç devam edecek, bebek dünyanın tüm yönlerini keşfederken duyuları farklı yollarda gelişecektir.

© 2015, Özel Çocuk Tıp Merkezi, Tüm Hakları Saklıdır.

web tasarım antalya
Bu sitede yayınlanan bilgilerin hiçbirisi tedavi amaçlı kullanılamaz. Yapılacak uygulamardan dolayı oluşacak sonuçlardan dolayı işletmemiz ve site yönetimi sorumlu değildir. Herhangi bir sağlık problemi durumunda size en yakın sağlık kuruluşuna başvuranız gerekmektedir.
Başa Dön